Menü

TÜRKİYEDE SAĞLIK SİSTEMİ VE ROCKEFELLER VAKFI

 

KISACA ROCKEFELLER AİLESİ

 

PETROL İMPARATORLUĞUNA DOĞRU

Rockefeller ailesi ticarete petrolle başlamış, ilaç sanayii ve bankacılık faaliyetleriyle zirvede yer almıştır.

Hikaye John D. Rockefeller ile başlar. Bir şirkette muhasebecidir. Hızla ilerleyerek (?) şirketin ortağı olur. Ardından Clark adlı arkadaşıyla birlikte ilk şirketini kurar. Şirket Amerikan İç Savaşı sırasında hızla (?) büyür.

1863 yılında kardeşi William’la birlikte ünlü Standart Oil şirketini kurar. Gayesi petrol piyasasında ABD’nin tek hakimi olmaktır.

O sıralar petrolün en hızlı nakli trenlerle mümkündür. İlk yaptığı rayları döşedikten sonra istasyonları kurabilmek için paraya ihtiyacı olan Demiryolu şirketine yüklü bir bağışta bulunur. İstasyonların inşaatı bitmek üzereyken verdiği bağışın yirmi dört saat içinde iade edilmesini ister. Bu mümkün olmayınca demiryollarının kontrolü Rockefeller ailesinin eline geçer. Böylece petrol taşımacılığını ucuza mal eder. Diğer petrol şirketlerinin trenle petrol taşımasına da engel olur.

O sırada ABD’de 26 rafineri şirketi vardı. Teklifi kabul eden 21 şirketle National Rafinery Association ortaklığını kurdu. Diğer petrol şirketlerinden birçoğunun iflas etmesini sağladı. 1896’da uğradığı suikastten kurtuldu.

1900 yılı başlarında Rockefeller ABD petrolünün % 90’ını yönetiyordu. Ancak karşı kampanyalar sonucu ABD Yüksek Mahkemesi 1911 yılında Standart Oil’in tek kişinin yönetiminde olmasına son verdi. Standart Oil Trust parçalanarak 34 şirket ortaya çıktı. Parçalanmanın görünürde olduğunda şüphe yoktu.

Bölünme sonrası ortaya çıkan petrol şirketlerinin en ünlüleri Mobil, Chevron, Exxon Mobil, BP, Marathon, Unilever, shell şirketleridir.

 

ROCKEFELLER TIBBININ DOĞUŞU

Yirminci yüzyıl başlarında bilim adamları, petrol türevlerinden kimyasallar ve eczacılıkta kullanılacak ilaçlar üretmek için çalışmaya başlarlar. Ayrıca vitaminler de keşfedilmeye başlanmıştır. 1907 yılında petrolden bakalit olarak isimlendirilen plastik üretimi gerçekleşir.

Bu gelişmeleri izleyen Rockefeller, kimya ve tıp endüstrisini tekelleştirebileceği bir plan yapar. Keşifleri satın alır ve patent hakkını resmileştirir.

Ancak kimyasal olarak üretilen ilaçların piyasaya sürülmesi ve tutunmasında sorun vardır. Çünkü hekimler, ABD’de İbni Sina etkisindeki Avrupa’dan ve Kızılderililerden öğrendikleri doğal ve bitkisel tedavi uyguluyorlardı ve bu usul yerleşmişti.

Rockefeller mevcut doğal tıbbı yok etmeye karar verir. Arkadaşı Andrew Carnegie’den istediği yardımı alır. ABD’de prestiji yüksek olan Carnegie Vakfından Abraham Flexner bu hususta görevlendirilir. Flexner, bütün ABD’yi dolaşır, hastaneleri ve tıp okullarını, tedavide kullandıkları materyalleri inceler ve rapor haline getirir. Rapora göre tıbbi kurumların yenilenmesi ve bir merkeze bağlanması gerekiyordu. Ve kullanılan doğal tedavi şeytaniydi, modern ilaçlara geçilmesi lazımdı. Kullanılan tedavi usulleri alay konusu olabilecek türdendi.

Bunun üzerine ABD’deki tıp okullarının yarısından fazlası kapatıldı. Bitkisel tedavi yasaklandı. Yasağa uymayan doktorlar hapse atıldı.

Bu arada Rockefeller, direktiflerine uyma yönünde söz veren tıp okullarına ve hastanelere yüz milyon dolardan fazla bağışta bulundu. Ayrıca General Education Board (Genel Eğitim Kurulu) adıyla kurum oluşturdu. Artık ipler elindeydi. Kısa sürede tüm tıp okulları modernleşti, aynılaştı ve hepsi tamamen patentli ilaçları kullanmaya başladı.

Dönemin bilim insanları, bitkilerin hastalıkları nasıl tedavi ettiğini araştırmak için Rockefeller Vakfından yüklü miktarda burs alıyordu. Amaçları bitkideki asıl etken maddeyi bulmak ve patentlenebilecek benzer kimyasalı oluşturmaktı.

Bu günler, o günlerin sonucudur.

Rockefeller, Eustace Mullins’in Enjeksiyonla Ölüm ve G. Edward Griffin’in ‘Kansersiz Dünya’ kitaplarında belgelendirildiği üzere, 1910 yılı itibariyle, Rockefeller tüm tıp mesleği üzerinde kontrolü ele geçirdi. Rockefeller, milyonlarca dolar rüşvet vermek suretiyle tüm tıp okulları ve her eyaletin lisans kurulunu satın aldı.

Bugün ilaçlara onay veren FDA gibi kuruluşlar ve Dünya Sağlık Örgütü, Rockefeller ailesinin himayesi ve kontrolü altındadır.

 

 

 

ROCKEFELLER TÜRKİYESİ

 

Ondokuzuncu yüzyıl sonlarında, Hristiyan misyonerlik teşkilatının yerini ABD ve Avrupa’da büyük şirketler (aileler) ve bu şirketlerin kurduğu Vakıflar alır. Çünkü İslam topraklarında Hristiyan misyonerler tam bir başarı elde dememişlerdir.

Bunlardan birisi Rockefeller Vakfıdır. Vakıf, Rockefeller ailesi ve aile danışmanı Frederick Taylor Gates tarafından kurulur ve New York eyalet meclisince 14 Mayıs 1913 tarihinde onaylanır. Günümüz vakıfçısı Bill Gates’in, Rockefeller Vakfını kuran aile danışmanının torunu olduğu veya aynı ailenin bir başka kolundan geldiği iddia edilmektedir.

Frederick Taylor Gates şöyle demektedir: “AMERİKAN HAYAT TARZININ YAHUT DEĞER YARGILARININ YAYILMASINDA BİLİMSEL TIP EĞİTİMİ, MİSYONERLİKTEN ÇOK DAHA ETKİLİ BİR ARAÇTIR.”

O günlerde Osmanlı topraklarında 200’ü aşkın yabancı okul (çoğunluğu misyonerlik okulu) bulunmaktadır. En ünlüleri Amerikan Koleji, Robert Koleji, Saint Benoit, Notre Dame de Sion’dur. Tarihi çok eskiye dayalı Galatasaray Lisesi de Sultan Abdülaziz zamanında Fransız Okuluna dönüştürülmüştür.

Rockshield ailesi gibi Rockefeller Vakfı da, Osmanlı İmparatorluğunu parçalamak ve yok etmek için İstanbul’da ve Osmanlı topraklarındadır.

Rockefeller Vakfının Osmanlıyla ilk teması 1915 yılındadır. Vakıf adına Dr. Alden Hoover, sağlık alanında araştırmalar yapmak amacıyla Anadolu’ya gelir ve 8 yıl kalır. Sonunda “Türkiye’de Önleyici Tıp” başlığını taşıyan bir tez hazırlar. Tezinde, ülkede (Anadolu’da) ilkel ve batıl inançlara dayalı tedavi anlayışının hakim olduğunu rapor eder. (ABD’de Abraham Flexner’in yaptığı, bizde Dr. Alden Hoover tarafından yapılmıştır.)

Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlıya karşı ayaklanan Ermeniler ile Suriyeli isyancılara silah, mühimmat ve gıda yardımı yaptıkları ortaya çıkınca Osmanlı hükümeti tarafından İstanbul merkezindeki Vakıf yönetimi ve Osmanlı topraklarındaki elemanları gözetim altına alınır.  (Murat Bardakçı)

1923 yılında Sağlık Bakanı Refik Saydam, Türkiye’nin, Rockefeller Vakfı’nın faaliyet gösterdiği ülkeler listesine eklenmesi talebinde bulunur ve bu talep vakıfça kabul edilir. Bunun üzerine 1924 yılında Rockefeller Vakfı elemanı Richard Pearce Türkiye’ye gelir, gerekli bilgileri toplar, Anadolu’yu inceler ve hazırladığı raporu Vakıf yönetimine sunar.

Raporda, Türkiye’nin sağlık sistemi hakkında bilgi verildikten sonra Türk toplumunun değer yargıları, alışkanlıkları, kültürel ve inanç yapısı hakkındaki gözlemleri aktarılır. Ve şöyle tamamlanır: “Uzun bir modernleşme tecrübesine sahip Türkiye, umut vaat eden bir ülke. Mevcut sorunlar eğitim eksikliğinden ve cehaletten kaynaklanıyor. Modern okullarda yetişmiş eğitimli ve kültürlü bir sınıf sayesinde Türk toplumunun batılılaşması hızlandırılabilir. Zaten ülkeyi yöneten elitler de aynı görüşte.”

Bunun üzerine 1925 yılında Vakfın başkan yardımcısı Selskar Gunn riyasetinde üst düzey yönetici grup Türkiye’ye gelir, Refik Saydam ve İsmet İnönü’yle görüşür. Vakıftan, Türkiye’de temsilcilik açması, Ankara’da Hıfzıssıhha Enstitüsü açmasını istenir.

Ancak Vakfın önceliği Robert Koleji (Şimdiki hali: Boğaziçi Üniversitesi) ve Amerikan Kız Koleji’ne destek sağlamak oldu. Bu iki Amerikan okulunun laboratuvarları yenilendi, tıp eğitimiyle ilgili dersler güçlendirildi. (İlginçtir, 1950’lerde Türkiye’yi faaliyet listesine alan Ford Vakfı da bu iki okula öncelik vermiş, bursla ABD’ye gönderilecekler bu okullardan seçilmiştir.)

1926 yılında vakıf yönetiminden Dr. Ralph K. Collins Türkiye’ye gönderilir ve Selskar Gunn’la birlikte 1927’de bir plan hazırlarlar. Batılılaşma konusunda önderlik edeceklere araştırma bursları verilmesi, Ankara’da Hıfzıssıhha Kurumu kurulması, Bölgesel laboratuvarlar oluşturulması, Hemşirelik okulu açılması temelindeki rapor Vakıf merkezine gönderildi.

Rockefeller Vakfının 80.000 dolarlık bağışıyla Ankara’da Hıfzıssıhha Enstitüsü kurulur ve başına Vakıf yöneticilerinden Dr. Ralph K. Collins müdür olarak atanır.

1936’da ise Enstitü bünyesinde Vakfın 200.000 dolar bağışıyla Dr. Refik Saydam Hıfzıssıhha Okulu açılır.

Cumhuriyet döneminde (1925) Kızılay (Hilal-ı Ahmer) bünyesinde açılan Hemşirelik Okulu için Sağlık Bakanı Refik Saydam dolar yardımı istemişse de Rockefeller Vakfı kabul etmez ve ABD’de burslu eğitim vermeyi teklif eder. Teklif kabul edilir ve 1925 – 1940 yılları arasında 30’u aşkın doktor ve hemşire vakıf bursundan yararlandırılıp ABD’ye götürülmüş ve eğitimden (?) geçirilmiştir.

Dr. Ralph K. Collins tarafından kaleme alınan ve Vakıf merkezine gönderilen raporda şöyle denilmektedir: “Burslular Türkiye’ye döndükten sonra Sağlık Bakanlığında ve diğer başka yerlerde önemli mevkilere geldiklerinde hiç kuşkusuz fırsatlar doğacaktır. Daha sonra teknik bölümlemeler ve saha çalışması geliştirilebilir.”

Gerçekten de burs verilen öğrenciler önemli makamlara getirildiler, Türkiye’de ABD’nin çıkarlarıyla uyumlu bir şekilde hareket eden seçkin bir azınlık oluştu.

İkinci Dünya Savaşı süresince kesilen burslar 1948 yılından itibaren hemşirelik ve tıp eğitimine yönelik olarak yeniden verilmeye başladı.

Bu dönemde en yüklü bağış, İhsan Doğramacı’nın müdürlüğünü yaptığı Hacettepe Çocuk Sağlığı Araştırma Enstitüsüne yapıldı. Burslu olarak ABD üniversitelerinde okuyan İhsan Doğramacı, Rockefeller Vakfının Türkiye’deki faaliyetlerinde etkin rol aldı. Burs verilecek öğrenciler Doğramacı tarafından belirlendi. 1956 – 1967 yılları arasında İhsan Doğramacının yürüttüğü projelere Vakıf, 1.000.000 dolardan fazla bağış yaptı.

Yine Rockefeller Vakfı Ankara ve İstanbul Tıp Fakülteleriyle yakından ilgilendi ve cömert bağışlarda bulundu.

 

Türkiye’de Doğum Kontrol Programı uygulanması da Rockefeller Vakfının eseridir.

Murat Bardakçı, 1966 yılında başbakan Süleyman Demirel’e mektup göndererek hazırladığı doğum kontrol planını imzalamasını istediğini ve fakat Demirel’in imzalamayı reddettiğini, bunun üzerine Rockefeller’in Demirel’e sitemkar bir mektup gönderdiğini, Demirel’in de buna karşılık gönderdiği 07.01.1967 tarihli mektupta “Çabalarınızı hayranlıkla ve bütün kalbimle desteklememe rağmen bu metne imza koymama maalesef imkân yok; zira son derece hassas böyle bir işin başbakanlar değil, uluslararası teşkilâtlar, meselâ Birleşmiş Milletler tarafından yapılmasının daha doğru olacağını düşünüyorum” dediğini belirtmektedir.

Ancak bunun gerçek durumla ilişkisi yoktur. Çünkü 557 sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun 01.04.1965 tarihinde kabul edilmiş ve Demirel’in başbakanlık yaptığı Adalet Partisi hükümeti de, 10 Şubat 1967 tarihinde yayınladığı plan stratejisi kararıyla nüfus planlamasını programına almıştır. Yani Demirel, bursuyla ABD’de eğitim gördüğü Rockefeller Vakfının direktifine uymuştur.

 

Sonuç olarak Türkiye’de Sağlık Sistemi, Rockefeller Vakfı tarafından kurulmuş, Rockefeller Vakfı direktifleri doğrultusunda yoluna devam etmektedir.

Dünyadaki ilaç ve aşı sanayiinin de Rockefeller Vakfı kontrolünde olduğu da dikkate alınırsa durumun vahameti daha iyi anlaşılacaktır.

Ayrıca Rockefeller Vakfı sadece Türkiye’de değil dünya ülkelerinin tamamına yakınında 1914 yılından itibaren sağlık sistemini amaçları doğrultusunda kurmuş ve yönlendirmiştir.

Bu nedenle Rockefeller müridi / ortağı Bill Gates’in finanse ettiği Biontech aşısı bu bilgiler ışığında daha bir önem kazanmaktadır.

Not: Meşhur Marshall Yardımının mucidi ve organizatörü John Marshall, Rockefeller Vakfının üst düzey yöneticilerindendir.

 

Rockefeller Vakfı’nın, ABD’de araştırma – eğitim yapmak üzere burs verdiği ünlülerden bazıları:

Süleyman Sami Dolaksızoğlu (SÜLEYMAN DEMİREL) – Ayrıca Eisenhower Vakfı bursu

Serbülent Ecevit (BÜLENT ECEVİT)

Hüseyin Feyzullah (ALPARSLAN TÜRKEŞ)

DENİZ BAYKAL

REFİK SAYDAM

Halil İNALCIK

Mete TUNÇAY

Gülten KAZGAN

Korkut BORATAV

Ahmet Hamdi TANPINAR

Adnan SAYGUN

Bedri Rahmi EYÜPOĞLU

Bilge KARASU

Fahir ARMAOĞLU

Kemal KARPAT

Sedat Hakkı ELDEM

Ebulala MARDİN

Sabri ÜLGENER

Fahir İZ

Hazım Atıf KUYUCAK

Kasım GÜLEK

Hilmi Ziya ÜLKEN

Ömer Lütfi BARKAN

Tarık Zafer TUNAYA

Afife SAYIN

İsmet SUNGURBEY

Ergun ÖZBUDUN

Suna KİLİ

Arif PAYASLIOĞLU

Akdes Nimet KURAT

Suat SİNANOĞLU

Vedat GÜNYOL

Hamit DERELİ

Leyla GÖREN

Vahit TURHAN

Berna MORAN

İlhan USMANBAŞ

Bülent AREL

Tunç YALMAN

Füreya KORAL

Fuat TÜRKAY

Muhsin ERTUĞRUL

Aydın YALÇIN

Zeki Velidi TOGAN

 

Rockefeller Vakfı’nın, Türkiye’deki Uzantıları:

SABANCI VAKFI

Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı; toplumsal gelişme için çalışan toplum liderlerine verilen David Rockefeller Köprü Kurucu Liderlik Ödülü’ne layık görüldü. Amerika’nın önde gelen iş adamı ve filantropisti David Rockefeller’in adını taşıyan ve hayırseverlik alanında öncü ve etkili çalışmalar yapan liderlere verilen ödül, Güler Sabancı’ya, 8 Ekim 2013 tarihinde İsviçre’nin Cenevre kentinde yapılan törenle takdim edildi.

TESEV

 

 

KAYNAKLAR:

https://tr.wikipedia.org/

https://sbfdergi.ankara.edu.tr/dosyalar/1448---Aziz-Kucuk.pdf

https://www.sabancivakfi.org/web/1173-2345-1-1/sabanci-vakfi-en/about-us/odullerimiz/david-rockefeller-kopru-kurucu-liderlik-odulu

https://www.fikriyat.com/dunya/2018/07/19/tarihin-en-nefret-edilen-aileleri-rockefeller-ve-rothschild

Derin Tarih, Sayı 108, Mart 2021

https://www.webtekno.com/rockefeller-bitkilere-savas-acarak-buyuk-ilac-firmalarini-nasil-kurdu-h49799.html

https://cun2mlpvsygtchxhycdguho2da-adv7ofecxzh2qqi-visualcapitalist-com.translate.goog/chart-evolution-standard-oil/

http://www.gidahareketi.org/Bilimsel-Diktatorluk-Ve-Yeni-Dunya-Duzeninde-Tibbi-Soykirim-1877-haberi.aspx

 

Hasan KOCABAŞ

 

Bu Yazıyı Paylaş;
Copyright © 2015 hasankocabas.com.tr Online Kullanıcı : 8 | Bu Günkü Ziyaretçi : 576 | Toplam Ziyaret : 1,947,425

                      ortakfikir tasarım ofisi